“Bir Türk’ün Elinden!”-Elsewhere #1 Çizgi Roman İncelemesi

Uzun süredir beklediğim bir sayı olan Elsewhere #1 sonunda çıktı! Ben de hemen bir inceleme yazayım dedim ve başladım yazmaya. Ancak incelemeye geçmeden önce söylemek istediğim birkaç şey var.

Öncelikle bu hikaye, ilk kadın pilot olan Ameli Earhart’ın hikayesini anlatıyor ama daha farklı bir şekilde. Amelia Earhart, Atlantik Okyanus’unu boydan boya geçen ilk pilot oldu. Bir sonraki denemesinde ise uçakla Dünya’nın çevresini dolaşan ilk insan olmak için yola çıktı. Ancak yolculuğu esnasında Güney Pasifik taraflarında yardımcısı Fred Noonan ile kayboldu ve bir daha bulunamadı. Çizgi romanımız ise bu kaybolmayı bizlere fantastik bir şekilde aktarmış ve bunu gayet iyi başarmış.

İncelemeden önce size sayıda olanları anlatmak istiyorum. Hikayemiz bir yerden kaçan 2 kişi ile başlıyor. Onların kaçışı esnasında o bölgenin polisleri gökyüzünde beliriyorlar. Bunu gören ikilimiz kaçmaya başlıyorlar ancak biraz sonra bir kadının çığlıklarını duyuyorlar. Yakalanmamak için kadının yanına gidiyorlar ve onun kendilerinden farklı olduğunu fark ediyorlar. Tabii ki de bu kadın Amelia Earhart. Diğer 2 kişinin andları ise Cort ve Tavel. Ayrıca o sırada öğreniyoruz ki Amelia Korvath denen bir yere düşmüş.

Sonrasında Amelia, yol arkadaşı olan Fred’i bulmak için onu çağırıyor. Ama Cort onu durduruyor, çünkü polisler hala etrafta geziyor. Amelia o sırada yukarıdan gelen ışıkların ne olduğunu soruyor ve Cort ona, Tavel ile birlikte Lord Kragen’in sarayından kaçtıklarını söylüyor. Kaçmaya devam ediyorlar ve sonunda bir ahır buluyorlar. Kapıyı açtıklarında ise “Steed” denen canlıları buluyorlar. (Steed, telepatik bağ kurabilen ve uçabilen bir hayvan.) Cort, Amelia’ya bunu uçuramayacağını ama ayrılmaları gerektiğini söylüyor. Çünkü Cort ile Tavel’in elleri birbirine kelepçeli ve 3 kişi bir Steed için çok ağır. Buna karşılık Amelia ona “İzle ve Gör” bakışı atıyor.

Uzun bir uçuşun ardından Amelia “Bu, benim uçağımdan bile iyi!” diye bağırıyor ve “uçak” sözcüğünü önceden sadece bir kez duyan Cort ile Tavel bunu Amelia’ya söyleme gereği duyuyorlar. Bir yere iniyorlar ve Cort Amelia’ya “Az önce ‘Uçak’ dedin. Biz bunu daha önce Lord Kragen’in sarayında duymuştuk. Bilmen gerekir diye düşündük.” diyor. Bunu duyan Amelia’nın olanları anlaması uzun sürmüyor. Cort’a “Hemen gidip dostum Fred’i kurtarmalıyız!” diyor. Cort ile Tavel ise bunu konuşmaları gerektiğini söylüyor ve geri çekiliyorlar. Ancak Amelia kabul etmeyeceklerini düşünerek ağlamaya başlıyor ve Steed’ine sarılıyor.

Bunu gören Cort, Amelia’ya “Steed’ler telepatik canlılardır ve sahipleriyle bağlantı kurmaları normalde haftalar alır. Ancak sen birkaç saatte onla bağlantı kurabildin.” diyor ve onla gelmeye karar verdiklerini söylüyor. Amelia mutluluktan havaya uçuyor ve bir plan yapmaya başlıyorlar. Planları basit, Amelia gidip teslim olacak ve o da saraydaki hapse girecek. Hazırlıklarını yapıyorlar ve Amelia, gökyüzünde gezen polislere bağırıyor. Onu gören polisler ise onu alıp götürüyorlar ve böylece planın ilk aşaması tamamlanmış oluyor. Amelia’yı götürüyorlar ve bir hücreye atıyorlar. Ancak Amelia o hücredeki tek kişi değil. Karanlıkta bir silüet beliriyor ve adam kendini tanıtıyor, “Ben Dan Cooper, ama bana DB diyebilirsin.” diyor.

Dan Cooper ise ünlü bir uçak korsanıdır. Kendisi 1971 yılında Portland eyaletinden kalkan bir uçağa binmiş ve pilota “Üstümde bir bomba var, eğer bana $20.000 ve 4 paraşüt verirseniz patlatmam.” yazan bir not vermiş ve pilotta denileni yapmak için uçağı indirmiştir. İstedikleri yapıldıktan sonra uçak tekrar kalkmış ve Cooper, Colombia Nehri yakınlarında uçaktan atlamış. Olay hala çözülememiştir ve bu olay Amerika’daki çözülememiş tek uçak kaçırma vakasıdır.

 

Sayı hikaye açısından gerçekten çok iyi. Olayın bu derece değiştirilmesini beklemiyordum, ama hiç de kötü olmamış bu değişim. Ayrıca hikaye sizi sarıyor! Jay Faerber gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış. Çizim kısmına gelirsek, seriyi Türk bir çizer çiziyor: Sümeyye Kesgin. Kendisi Image Comics’in birçok serisinde çalıştı ancak en çok ses uyandırdığı seri bu olsa gerek. Sümeyye Kesgin’in kendi tarzını çok iyi yansıttığını söyleyebilirim. Kendisini tebrik ediyorum bu çizimler için.

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.