Yobazların Savaşçısı Jack the Ripper! – Gotham by Gaslight – İnceleme

Uyarıldınız! Bu yazı bolca Spoiler içerir. Yazımın asıl bölümüne geçmeden önce değinmek istediğim bir kaç şey var. Sam Lui ve Jack the Ripper. Sam Lui bir çok iyi DC çizgi film’i yapmasına rağmen son zamanlarda, özellikle The Killing Joke filmi ile çok tepki çekmişti. Hele geçen sene çıkartmış olduğu Batman & Harley Quinn filmi tamamen yüzkarasıydı.. Bunu neden anlatıyorum? Çünkü DC karakterlerini yaratıldığı gibi kalmasını seven benim gibi kişiler bu filmden mutlu ayrılmayacak. He Sam Lui dersini biraz olsun almış gibi. Filmde yan konseptlerden olan seks, baştan çıkartmak gibi öğeler azalmış ve alakasız karakterlerin birbiriyle ilişkiye girmemiş. Bu da bir şeydir ama bu düzelmeler bile filmi iyileştirememiş. Karın deşen Jack’i ne kadar merak edersiniz bilemem ama şahsen hiçbir zaman ilgimi çekmeyen bir gizem olmuştur. Çünkü bana göre her katil bilinmek ister çünkü kendisi ünlü olunca neyi neden yaptığı gün yüzüne çıkar ve insanlar bunun arkasında ki sebebi araştırır. Jack the Ripper gibi birinin arkada herhangi bir iz bırakmaması enteresan bir durum çünkü elinde sonunda bir katil ne kadar psikopat veya ürpertici olsa bile kendi dünyalarının içerisinde her şeyin bir sebebi vardır. Belkide delil bırakmıştır ama dedektifler çözememiştir.. Lafı uzatmadan konuya giriş yapalım.. Yeniliklere açık bir konsept olmasına rağmen boşa harcanmış bir film görüdüm.

PLOT

Alternatif bir Viktorya döneminde Gotham’ın koruyucusu Batman suça karşı savaşırken Karındeşen Jack (Jack the Ripper) adlı seri katili araştırmaya başlar. Şehirde ki bütün fahişeleri öldürene kadar durmayacak olan Jack ilk olarak Ivy Pepper’ı (Poison Ivy) öldürür.  Bu gizemli katili aramak için kendisini zorlayan Wayne bu hikayede bir sürü soru işaretleri ile karşılaşır. Ölümcül saldırıları ile zaten Batman’i zorlamış olan Jack, gizli kişiliği ile işleri daha çok karmaşık hale getiriyor. Bu hikayede kimin suçlu kimin masum olduğunu kestirmek zor çünkü karakterlerin kişilikleri ile bir hayli oynamışlar. Sırf 19. Yüzyılda geçmesi için gerçekten böyle bir şeyin yapılması mı lazımdı? Tartışılır ama bu denli bir değişiklik bence kabul edilemez. Yani bir karkateri iyi veya kötü yaparken kişisel derinliğide bir o kadar sağlam inşa edilmeli. Bu çizgi film ile alakalı hoşuma giden az şeylerden biri ise izleyiciyi gerçekten bir dedektif gibi hissetirmeye yakın olmasıydı. Çünkü hikaye sizi ne kadar derine çekerse soru işaretlere bir hayli artıyordu. Filmde “O burada” ve ya “İçimizden biri.” Gibi replikleri duyunca daha dikkat kesilmeye başlıyorsunuz ama maalesef ki, film sadece bu noktada iyi kalabiliyor. Filmin sonuna yaklaştığınızda ağzınızda ki ekşi tadı hissedeceksiniz. Bazı karakterlerim değişimi hoş olsada bazılarının ki si oldukça saçma bir şekilde yaratılmış.

KARAKTERLER

Bruce Wayne, Selina Kyle, Alfred, Hugu Strange, Dick, Jason ve Tim gibi karakterler güzel bir şekilde yansıtılmış olsada Posion Ivy, Harvey Dent, James Gordon ve Barbara Gordon gibi karakterlern oldukça kötüydü. Ekstra karakterlerden biri olan Rahibe Leslie ise hikayenin kilit noktalarından biriydi çünkü Alfred ne kadar bir baba figürü ise bu hikayede de Leslie o kadar anne figürü olarak yaratılmıştı ve Jack’in Rahibeyi öldürmesi ile Bruce bunu kişisel olarak algılıyor ve iş adaletten çıkıp intikama dönüşüyor. Harvey Dent’in daha yüzü yanmdan Bruce’u sırf kıskançlık için satmasıda ayrı bir saçmalıktı.. O kısımda aklıma Batman The Telltale Series geldi. Harvey, Bruce ve Selina aşk üçgenini oradan almışlar gibi geldi ve bu gerçekten yanlış ata oynama olmuş. Asıl soruna gelelim. Film devam ettiği sürece izleyicininde olayları içten içe araştırmasını istiyor ve Cliffhanger yaparak herkesi şaşırtmak istiyor. Peki bunu başırıyor mu? Evet.. Ama iyi yönden değil, bu ters köşe sizin seyir zevkinizi bozuyor ve  ağzınızda ekşi bir tad bırakıyor. Jack the Ripper sevgili Komiser Gordon çıkıyor ve herkes şokta.. Barbara Gordon ise delirmiş bir eş. Yani Gordon gibi bir karaktere bu yapılamaz, bu bir ihanettir hele ki “Hayat kadınlarına ölüm!” Gibi bir mantık hiç bir şekilde Gordon’a göre değil. İşte senaryonun en saçma kısımları final perdesi. Ayrıca Selina ve Bruce ilişkisi fazla kuvvetli gibi geldi ama o yine esnetilmeye açık ama Gordon ve kötü adam kombini.. Rezalet! En az Harley ve Dick Grayson’un yatması kadar saçma ve de gereksiz. Son perde çıkarttıldığında elde gerçekten yeni, güzel ve cesur bir iş var ama son perde tam bir rezalet. Sam Lui yine yapacağını yapmış ve bir şekilde işin içine etmeyi başarmış.

Bu film benim gözümde yeniliğe açık olmanın öncüsü gibiyidi. Ama son perde düşüncelerinizi ve filme karşı duydunuz heyecanı bir anda yere çarpıyor ve yıkılıyorsunuz. Bu kadar güzel bir konsept nasıl heba edilir. Bu güzelim potansiyel nasıl harcanır bunu gösteriyor. Ama dediğim gibi filmin son perdesi filmin geliştirdiği her şeyi yıkıyor. Film’e ilk başladığımda 8/10 gibi bir puan düşünürken son perde ile 4/10‘a düştü. Büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Nasıl The Killing Joke‘tan ilk 27 dakikayı çıkarttığınızda iyi bir iş kalıyorsa Batman: Gotham by Gaslight‘tan son 15 dakikalık kısmı çıkarttığınızda elde iyi bir şeyler kalıyor. Bu güzel bir çizgi film ama yeteri kadar iyi değil.

Animasyondan kareler;

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sitemize destek vermek ister misiniz? Buraya tıklayabilirsiniz
https://www.patreon.com/geekkafe

Pelerin Dergi – Şubat 2018 #6

One thought on “Yobazların Savaşçısı Jack the Ripper! – Gotham by Gaslight – İnceleme

Bir Cevap Yazın